neden böyle oldu bilmiyorum....
yazasım yok,aslında her gün blogları ziyaret ediyorum herkesin postunu okuyorum,ama ne yorum yazmak istiyorum,nede kendi bloguma post...
dönem dönem hepimize oluyor,biliyorum ama yinede bloguma baktığımda üzülüyorum...
bakıyorum kaç gün önce yazılmış post,ve yorumsuz yorumlar,belki bu yüzden pek çoğu beni unuttu...
üzerimde nedensiz bir yorgunluk ve baskı var,bu neye delalettir bilmiyorum ama isteksizim işte...
aslında bu aralar günlerde çok rutin....her yeni gün bir öncekinin aynısı...
anlayacağınız tuhafım bu aralar,bir o kadar da stresli umarım çabuk geçer bu durum....
gözlerim yine durmadan sorun çıkarıyor,alerjim var artık kabul etmeliyim belkide ama ben onları çok seviyorum en çok neyini beğenirsin deseniz düşünmeden gözlerim derim....(eşim pek beğenmez büyüklermiş ama olsun çıktığımızda öyle demiyordu)
akşama ne pişireceksiniz fikri olan varmı?
ben dünden kalanlarla idare etcem,taşmış davut oğlu değiliz ya azcık idare edelim dimi ama?
patates oturtması,
mercimek çorbası,
garnitürlü pirinç pilavı,üstüne tavuk didelim,(buna şimdi karar verdim kalkıp yapıcam)
bide salata yaptıkmı tamamdır....(laf aramızda benim canım zeytin yağlı yaprak istiyor,kuru dolmada olabilir...)
evde iki kişi olunca mecburen yemekler artıyor...
bu arada ramazan boyunca nerdeyse hiç misafir almadım,bir annemler geldi birde yan komşumu çağırdım(hani şu beter böcek olanı)
ramazanın tadı kalabalık sofrayla çıkıyor,böyle iki kişi garipleri oynuyoruz hayırlısı, allah bu günlerimizi aratmasın ne diyelim....
bayram için herkes plan yapıyor ne güzel değilmi
biz aydına kayın validemlerin yanına gidicez:) son bayramımı annemlerle geçirmek isterdim ama orayada gitmesek olmaz hem eşime hemde oğluma yazık,dedesi uzun zamandır görmüyor çok özlemiştir....
ben kayın pederimi çok seviyorum çok şeker ve anlayışlı bir insan,kayın validemlere göre biraz fazla sinirli ama olsun yinede insan halinden anlayan bi insan,en azından bana göre öyle....allah uzun uzun ömür versin inşallah...hiç kimse için değilse bile sırf torununu görsün diye yine giderim onun yeri ayrı.....
ayyy ne dağınık bir post oldu,ruh halimden girdim,bayram tatilinden çıktım....
neyse tuhafım ya ona verin.....ben kaçtım anacım herkes kendine gül gibi baksın....ve herkesin kadir gecesi mübarek olsun,bol bol ibadet edelim ve birbirimize dua edelim....
26 Ağustos 2011 Cuma
23 Ağustos 2011 Salı
dünü yaşamadık sayalım....
dünü yaşamadık saysak ayıp olur mu???
gün geçmiyor ki yeni bir aksilik,yeni bir sıkıntı yaşanmasın....
''çocuğun mu var derdin var...'' söylemi gerçekten doğru bunu dün bir kere daha onayladım...
dün ben iftara hazırlık yaparken,benim aslan parçam tezgahın üzerindeki tuvalet koku gidericisini tırtıklamış ve anladığım kadarıyla da yemiş...
çok az olmasına rağmen aklım başımdan gitti,kusturmaya çalıştım kusmadı hemen üstüme bişeyler alıp yola koyuldum o arada eşimle karşılaştık hemen arabayla hastaneye gittik.... allahtan acil yakın...
bir bardak tuzlu su verdiler kusturması için ama kusmadı sonrasında aktif kömür falan derken şükürler olsun ki bişey olmadı,zaten çok az tırtıklamış...
bence yememiş bile ama insan elinde değil, görünce bile panik yapıyor ve durumu riske atamıyor....
sen hangi arada gördün,hangi arada yemeye başladın,hepsi bir kenara oraya nasıl uzandın...hayretler içinde kaldım...
böyle bir durum hem moral bozucu hem onur kırıcı,düşünsenize bir anlık dalgınlık,ihmal onun minicik bedenine zarar verebilirdi ve insanın ömrü boyunca sıyrılıp üstünden atamayacağı vicdan azabı yaşatabilirdi....allahım yaptığımız bir iyilik vardı heralde ki zamanında fark etim ve şükürler olsun ki yok denecek kadar az yemiş belkide yememiş bilmiyorum,kurcaladığı yerde epey kırıntı vardı ama bu beni yinede haklı kılmaz.....
şu an bu satırları yazarken bile vicdanım sızlıyor,ona bişey olsaydı heralde bu suçlulukla yaşamazdım,bu postu okuyanlara duygu sömürüsü gibi gelebilir ama inanın çok farklı bir durum,öyle tuhaf bir yük ki insan altında eziliyor, bir anlık ihmal çok farklı boyutlara neden olabilirdi...sabah her zamanki bıcırtısıyla uyanınca nasıl sevindim anlatamam...
allahım sana şükürler olsun....bebeği olan herkese tek tavsiye gözünüzü dört değil 44 açın çünkü neyin nerden geleceği hiç belli olmuyor...ve dahada önemlisi ortalıkta hiç birşey bırakmayın ben bu konuda çok özeniyorum,her yer kapalı özellikle deterjan dolabının kapağı sıkı sıkı bağlı falan ama olacakla öleceğe çare yokmuş...bunada şükür....
bu arada akşama işletmenin bayanlara ayrı erkeklere ayrı iftar yemeği var bizi restorana götürüyorlar erkekler burda yiyecekler,anlayacağınız haremlik selamlık olduk,yaramaz kediyi ananesine bırakıcam bakalım nasıl geçicek hayırlısı
son olarak beni bloger ın EN'leri konusunda mimleyen arkadaşlarım unuttuğumu sanmayın en kısa zamanda onuda yanıtlıcam...
sevgiler...
gün geçmiyor ki yeni bir aksilik,yeni bir sıkıntı yaşanmasın....
''çocuğun mu var derdin var...'' söylemi gerçekten doğru bunu dün bir kere daha onayladım...
dün ben iftara hazırlık yaparken,benim aslan parçam tezgahın üzerindeki tuvalet koku gidericisini tırtıklamış ve anladığım kadarıyla da yemiş...
çok az olmasına rağmen aklım başımdan gitti,kusturmaya çalıştım kusmadı hemen üstüme bişeyler alıp yola koyuldum o arada eşimle karşılaştık hemen arabayla hastaneye gittik.... allahtan acil yakın...
bir bardak tuzlu su verdiler kusturması için ama kusmadı sonrasında aktif kömür falan derken şükürler olsun ki bişey olmadı,zaten çok az tırtıklamış...
bence yememiş bile ama insan elinde değil, görünce bile panik yapıyor ve durumu riske atamıyor....
sen hangi arada gördün,hangi arada yemeye başladın,hepsi bir kenara oraya nasıl uzandın...hayretler içinde kaldım...
böyle bir durum hem moral bozucu hem onur kırıcı,düşünsenize bir anlık dalgınlık,ihmal onun minicik bedenine zarar verebilirdi ve insanın ömrü boyunca sıyrılıp üstünden atamayacağı vicdan azabı yaşatabilirdi....allahım yaptığımız bir iyilik vardı heralde ki zamanında fark etim ve şükürler olsun ki yok denecek kadar az yemiş belkide yememiş bilmiyorum,kurcaladığı yerde epey kırıntı vardı ama bu beni yinede haklı kılmaz.....
şu an bu satırları yazarken bile vicdanım sızlıyor,ona bişey olsaydı heralde bu suçlulukla yaşamazdım,bu postu okuyanlara duygu sömürüsü gibi gelebilir ama inanın çok farklı bir durum,öyle tuhaf bir yük ki insan altında eziliyor, bir anlık ihmal çok farklı boyutlara neden olabilirdi...sabah her zamanki bıcırtısıyla uyanınca nasıl sevindim anlatamam...
allahım sana şükürler olsun....bebeği olan herkese tek tavsiye gözünüzü dört değil 44 açın çünkü neyin nerden geleceği hiç belli olmuyor...ve dahada önemlisi ortalıkta hiç birşey bırakmayın ben bu konuda çok özeniyorum,her yer kapalı özellikle deterjan dolabının kapağı sıkı sıkı bağlı falan ama olacakla öleceğe çare yokmuş...bunada şükür....
bu arada akşama işletmenin bayanlara ayrı erkeklere ayrı iftar yemeği var bizi restorana götürüyorlar erkekler burda yiyecekler,anlayacağınız haremlik selamlık olduk,yaramaz kediyi ananesine bırakıcam bakalım nasıl geçicek hayırlısı
son olarak beni bloger ın EN'leri konusunda mimleyen arkadaşlarım unuttuğumu sanmayın en kısa zamanda onuda yanıtlıcam...
sevgiler...
18 Ağustos 2011 Perşembe
canım sıkkın hem de çokk
benim uyuz mu uyuz bi komşum var bir insan bu kadar çıkarcı bu kadar menfaatçi olabilir canımı çok sıktı ya dengesiz şey...
herkes biliyor biz tayin bekliyoruz ama hala belli olmadı ve işletmeden sadece 1 kişinin gideceği yer belli onlarda hafta sonu gidecekler heralde....
herneyse biraz önce bahçemde oturuyoruz,benim bu şom ağızlı komşum koştura koştura geldi,
''-x hanımların(tayini belli olup giden arkadaşlar) yerine gelecekler eşyalarını toplamış tıra vermişler onlarla beraber 2 kişi daha varmış biri sizin yerinize geliyormuş diğeri kimmiş belli değil'' dedi
ve ekledi
''-aslında senin oturduğun evi biz istiyoruz burası daha güzel ama bize vermiyorlar keşke verseler...falan dedi birde gözümün içine baka baka kusura bakma dedi
ay allahım ya bu tipleri özellikle mi salıyorsun üstüme hepsi seçmece ya, ben hep bu tiplerle muhattap olmak zorundamıyım?
madem gözün var evimde sessizce git kiminle,hangi yetkiliyle konuşuyorsan konuş hallet işini ben gittikten sonra ne halin varsa gör...insanın gözüne baka baka ben burayı istiyorum sen git hele ben yerine oturacam denir mi ey blog dünyası akıl verin kurban oluyum yaaa ayıp denilen bişey var yaaaa leş kargası olmanın ne lüzumu var
gıcık kadın zaten şuraya geldim geleli bir huzur vermedi
yüzsüz şey ya şimdi de gelmiş ütü masası istiyor ben ne yapıyım siz söyleyin ne yapıyım
herkes biliyor biz tayin bekliyoruz ama hala belli olmadı ve işletmeden sadece 1 kişinin gideceği yer belli onlarda hafta sonu gidecekler heralde....
herneyse biraz önce bahçemde oturuyoruz,benim bu şom ağızlı komşum koştura koştura geldi,
''-x hanımların(tayini belli olup giden arkadaşlar) yerine gelecekler eşyalarını toplamış tıra vermişler onlarla beraber 2 kişi daha varmış biri sizin yerinize geliyormuş diğeri kimmiş belli değil'' dedi
ve ekledi
''-aslında senin oturduğun evi biz istiyoruz burası daha güzel ama bize vermiyorlar keşke verseler...falan dedi birde gözümün içine baka baka kusura bakma dedi
ay allahım ya bu tipleri özellikle mi salıyorsun üstüme hepsi seçmece ya, ben hep bu tiplerle muhattap olmak zorundamıyım?
madem gözün var evimde sessizce git kiminle,hangi yetkiliyle konuşuyorsan konuş hallet işini ben gittikten sonra ne halin varsa gör...insanın gözüne baka baka ben burayı istiyorum sen git hele ben yerine oturacam denir mi ey blog dünyası akıl verin kurban oluyum yaaa ayıp denilen bişey var yaaaa leş kargası olmanın ne lüzumu var
gıcık kadın zaten şuraya geldim geleli bir huzur vermedi
yüzsüz şey ya şimdi de gelmiş ütü masası istiyor ben ne yapıyım siz söyleyin ne yapıyım
15 Ağustos 2011 Pazartesi
parfümler....
uzun bir kararsızlıktan sonra karar aşamasına geçmek bir hayli zor oldu nedenine gelince
* 1 karasız bir insanım
*2 zamansızlık
bu durumları aşınca sonunda kendime uygun bir parfüm aldım
tabi ki seçimimi bosstan yana kullandım,hugo boss hem kadın hem erken ürünleri olarak hep beğendiğim bir markadır...
xx mandalina, frenk üzümü, liçe, yasemin, gül ve basmati pirinci notaları sandal ağacı, kehribar ve misk ile harmanlanmış bu kokuya çıktığından beri hayranım....
meyveli, vanilyalı yada fresh kokuları sevmeme rağmen bu kadınsı kokuyu farklı bir yerde tuttum...
tabi eşimde sağolsun beğendiğim kokuların içinden direkt bunu onaylayınca aldık
diğer kokulara gelince yine hogo boss orange çok beğendiğim hatta bayıldığım bir kokudur
yeni tercihler yapmak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum mutlaka denesinler(tabiki vanilya sevenler)
sadece vanilya diyip geçmemek lazım parfümün notasında açılışı tatlı elma ortada beyaz çiçekler dipte sandal ve vanilya kokuları ağır basar...
adınında orange olduğuna hiç bakmayın çünkü içinde turunçgillerle alakalı hiçbirşey yok...
abartılı yerlerde kullanmıcaksanız yani gündelik hayat ve iş için bir seçenek arıyorsanız orange tam size göre...benim bundan sonraki seçeneğim tabikiside orange...:))
aklım bunda kalmadı desem yalan olur ama eşim xx beğenincede itiraz etmedim çünkü oda en az bunun kadar harika....
eşimde tabiki hugo boss kullanıyor bu kokuda harika bir erkek kokusu...
parfüm temsilciliği yaptığım yıllarda gidip gelip bu kokuyu bileğime sıkar eşimde nasıl olacağı merak ederdim şimdi kullanıyor ve tam tenine göre diyebilirim...
bizim parfüm güncemiz siz neler tercih ediyorsunuz???
* 1 karasız bir insanım
*2 zamansızlık
bu durumları aşınca sonunda kendime uygun bir parfüm aldım
xx mandalina, frenk üzümü, liçe, yasemin, gül ve basmati pirinci notaları sandal ağacı, kehribar ve misk ile harmanlanmış bu kokuya çıktığından beri hayranım....
meyveli, vanilyalı yada fresh kokuları sevmeme rağmen bu kadınsı kokuyu farklı bir yerde tuttum...
tabi eşimde sağolsun beğendiğim kokuların içinden direkt bunu onaylayınca aldık
diğer kokulara gelince yine hogo boss orange çok beğendiğim hatta bayıldığım bir kokudur
sadece vanilya diyip geçmemek lazım parfümün notasında açılışı tatlı elma ortada beyaz çiçekler dipte sandal ve vanilya kokuları ağır basar...
adınında orange olduğuna hiç bakmayın çünkü içinde turunçgillerle alakalı hiçbirşey yok...
abartılı yerlerde kullanmıcaksanız yani gündelik hayat ve iş için bir seçenek arıyorsanız orange tam size göre...benim bundan sonraki seçeneğim tabikiside orange...:))
aklım bunda kalmadı desem yalan olur ama eşim xx beğenincede itiraz etmedim çünkü oda en az bunun kadar harika....
eşimde tabiki hugo boss kullanıyor bu kokuda harika bir erkek kokusu...
parfüm temsilciliği yaptığım yıllarda gidip gelip bu kokuyu bileğime sıkar eşimde nasıl olacağı merak ederdim şimdi kullanıyor ve tam tenine göre diyebilirim...
bizim parfüm güncemiz siz neler tercih ediyorsunuz???
13 Ağustos 2011 Cumartesi
ayak bakımı
özellikle yaz aylarında benim topuklarımla başım hep derttedir,çünkü havaların sıcaklığından dolayı ayakkabılar yerini terliklere bırakır ve toprakla,tozlu havayla bizzat temas eden topuklarda da çatlaklar başlar....hatta ufak ufak yarıklar oluşur ve sağa sola takılırlar,bu sorunu bir ben mi yaşıyorum yoksa benim gibi halinden şikayetçi olan varmı aramızda bilemiyorum ama ben bu konuya kendimce son noktayı koydum ve paylaşmak istedim...
geçenlerde yukarda bahsettiğim durum fazlasıyla başıma geldi,her duştan sonra topuk törpüsüyle törpülediğim halde canım çok acımaya başlamıştı,hadi şu sıcaklarda çorap giyip önlem alıyım desen sıcaklıklar 40' üstünde normalde dayanılmıyor çoraplı oturmak eziyet olurdu heralde....
bende internetten aradım taradım ve pek çok seçenek içinden kendime en uygun olarak şu tarifi buldum
tarif tabiki suna dumankayadan.... bu kadının evdeki kürlerine bayılıyorum...herneyse
yarım kova ılık su içine eczanelerde satılan
* gliserinden (3,25tl) 1 yemek kaşığı
* evdeki yemeklik tuzdan(tarifte deniz tuzuydu,olmadığı için normal tuz koydum oda işe yaradı) 1 yemek kaşığı
koyup yaklaşık yarım saat bekliyorsunuz,iyice yumuşayan topuklarınızı topuk törpünüzle törpüledikten sonra ayaklarınızı temizce yıkayıp
10 adet aspirini saf vazelinle karıştırıp ayaklarınıza sürüp şeffaf jelatinle sarıp yatıyorsunuz, uyandığınızda tertemiz pamuk gibi yumuşacık ve sağa sola takılmayan ayaklar sizi bekliyor....
unutmadan belirteyim bu kürü haftada iki defa yapmak yeterli...
ee tabi şimdi siz bu postu buraya kadar okuyup ayol bu kız manyakmı gidip bir kuaföre ayak bakımı yaptırsa ya diyebilirsiniz...haklısınızda ama benimki gibi haşere ve çenesi hiç kapanmadan mızıldayan bir çocuğunuz varsa bırakın ayaklara bakımı kaşınızı bile aldıramıyorsanız,oturur paşa paşa ayaklarınıza bakım yaparsınız....:)
bu arada tayinimizi merak edenler için hala belli olmadı...açıkçası artık merakta etmiyorum
bıraktım oluruna beklemedeyim....(hele belli olsun siz o zaman görün nasıl 3,5 atıyorum:) nasıl isyanlardayım)
benden bu kadar hazır oğluş uyumuşken kalkıp biraz iş yapıyım,ayol oruçlu oruçlu iş yapmakta gelmiyor içimden günlerde nasıl uzun nasıl uzun akşamleyin yatağa kendimi zor atıyorum...hayırlısı artıkım...
kendinize iyi davranın beni özleyin anacım...:)
10 Ağustos 2011 Çarşamba
antalya/düden şelalesi....
not:BOL (BOL BOOOOL........)RESİMLİ BİR POST
baştan söyleyimde sonra ''ayyy ne sıkıcıymış'' demeyin....
malum önceki haftalarda kayınvalidemlere, antalya'ya gitmiştik ve gitmişkende bol bol gezdik,düden şelalesine gidenler bilir çok güzel bir yer, insanın hiç ordan gidesi gelmiyor,hele bu sıcaklarda ve antalyanın aşırı neminde öyle serin ki hep burda kalsam hatta şurda bir köşeye kıvrılıp uyusam falan diyorsunuz neyse sözü daha fazla uzatmadan sizi resimlerle baş başa bırakıyım
şu kalabalığa bakarmısınız....iğne atsanız düşmez
bunlarda aşağı inerken yol kenarlarındaki minik şelalecikler
ve işte insanı büyüleyen görüntü
8 Ağustos 2011 Pazartesi
tosbağam veeeeee iftar menüm
bu aralar ramazanın yorgunluğu var üzerimizde, hatta yoğunlu demek daha doğru olur
bakıyorum bloglara doğru düzgün post yazan yok,hoş benimde yazasım yok,
resimdeki benim tosuncukla ananesi....
1 ay önce denize pikniğe gitmiştik orda çekildi...
benim oğlanın kanında erol taş'lık var bakarmısınız haline,o tavuk butunu hiç sıkılmadan afiyetle yedi anne gülü.....
biraz önce kavga ettik...şimdi uyuyor,gözlüğüme takmış durumda her fırsatta ya vuruyor ya çekiyor,zaten daha öncede gözüme parmağını sokmuştu,korkuyorum yine aynısı olacak diye ben sakındıkça o daha çok yapıyor ben de tabi kendimi tutamayıp kızıyorum ama şimdi nasıl içim sızlıyor anlatamam,gözleri dolu dolu ağladı yavrum benim....
neyse tekrar orucumuza dönelim akşam olsa bi diye benim gibi saat sayan varmı aramızda...?
ben şimdiden başladım menüyü düşünmeye
ben bu konuda internetten çok yardım alıyorum, siz bu konuda neler yapıyorsunuz...
benim bugünkü iftar menüm şöyle;
süzme mercimek çorbası
tantuni
salata
ayran
az mı oldu bu menü ya olmazsa ben biraz daha düşüneyim
sevgiler herkese
2 Ağustos 2011 Salı
krep....krep...krep...:)
öncelikle herkese tekrar hayırlı ve sabırlı ramazanlar diliyorum
mevsimin yaz ve günlerin uzun olması herkesi haddinden fazla zorlayacak gibi,ama olsun....
bu arada tayinimiz hala belli olmadı üzüleyim mi sevineyim mi bilmiyorum,ramazan başladı ve eğer bu hafta belli olursa hem bize hem orucumuza yazık olacak geçen yıl bu zamanlar tayinler belli olmuş ve herkes gitmişti biliyormusunuz...
bana sorarsanız gitmesekte olur derim ama aksi olursa yani gidecek olursak toplanmak,gitmek gidip orda oruçlu oruçlu ev temizleyip bayrama kalmadan yerleşmek çok zor olacak....
her gün bu belirsizlikle diken üstündeyiz tlf çalsa acaba haber mi var diyoruz tabiki bu işler kimsenin keyfine göre olmaz hele bizim hiç...
ama insanlarıda azcık düşünmek lazım herkesin çoluk çocuğu var hele birde dediğim gibi ramazan olunca...
yani düşünsenize bizim burdan 8 kişi tayin bekliyor,her işletmeden ortalama 8 kişi beklese ve türkiye genelinde de 20 ye yakın işletme var siz düşünün kaç aile ramazanda perişan olacak...keşke 15 gün önce belli olsaydı diyorum bu yüzden...
ayy her neyse kafamdaki düşüncelerle sizinde başınızı şişirmek istemiyorum ama gündemimiz bu olunca ister istemz insan hep bu düşünceyle haşır neşir oluyor....
gelelim krebimize tarif oldukça kolay ve lezzetli bence sahurda denemelisiniz üstelik bir müddet tokta tutuyor okuyanlar bilir, önceki postlarda özellikle ramazanda şahsım adına tok tutan şeyler yemek istiyorum...:)
malzemelerimiz :
* 1 su bardağı süt
* 1 su bardağı un
* 1 yumurta
* 1 tatlı kaşığı şeker
* 1/2 tatlı kaşığı tuz
işte bu kadar... malzemeleri karıştırma kabında un topakları kalmayıncaya kadar çırpıp,1 damla yağ ile yağlanmış tavada her iki yönünü pişiriyoruz,iç harcı konusunda özgürsünüz,peynir,sosis,bal,çikolata,reçel
seçenekler size kalmış...
bu arada ben bu tariften ortalama 4 tane çıkardım kalabalıksanız 2 katınada çıkarılabilir malzemeler...
benden tavsiye yapın derim sevgiler herkese...
mevsimin yaz ve günlerin uzun olması herkesi haddinden fazla zorlayacak gibi,ama olsun....
bu arada tayinimiz hala belli olmadı üzüleyim mi sevineyim mi bilmiyorum,ramazan başladı ve eğer bu hafta belli olursa hem bize hem orucumuza yazık olacak geçen yıl bu zamanlar tayinler belli olmuş ve herkes gitmişti biliyormusunuz...
bana sorarsanız gitmesekte olur derim ama aksi olursa yani gidecek olursak toplanmak,gitmek gidip orda oruçlu oruçlu ev temizleyip bayrama kalmadan yerleşmek çok zor olacak....
her gün bu belirsizlikle diken üstündeyiz tlf çalsa acaba haber mi var diyoruz tabiki bu işler kimsenin keyfine göre olmaz hele bizim hiç...
ama insanlarıda azcık düşünmek lazım herkesin çoluk çocuğu var hele birde dediğim gibi ramazan olunca...
yani düşünsenize bizim burdan 8 kişi tayin bekliyor,her işletmeden ortalama 8 kişi beklese ve türkiye genelinde de 20 ye yakın işletme var siz düşünün kaç aile ramazanda perişan olacak...keşke 15 gün önce belli olsaydı diyorum bu yüzden...
ayy her neyse kafamdaki düşüncelerle sizinde başınızı şişirmek istemiyorum ama gündemimiz bu olunca ister istemz insan hep bu düşünceyle haşır neşir oluyor....
gelelim krebimize tarif oldukça kolay ve lezzetli bence sahurda denemelisiniz üstelik bir müddet tokta tutuyor okuyanlar bilir, önceki postlarda özellikle ramazanda şahsım adına tok tutan şeyler yemek istiyorum...:)
malzemelerimiz :
* 1 su bardağı süt
* 1 su bardağı un
* 1 yumurta
* 1 tatlı kaşığı şeker
* 1/2 tatlı kaşığı tuz
işte bu kadar... malzemeleri karıştırma kabında un topakları kalmayıncaya kadar çırpıp,1 damla yağ ile yağlanmış tavada her iki yönünü pişiriyoruz,iç harcı konusunda özgürsünüz,peynir,sosis,bal,çikolata,reçel
seçenekler size kalmış...
bu arada ben bu tariften ortalama 4 tane çıkardım kalabalıksanız 2 katınada çıkarılabilir malzemeler...
benden tavsiye yapın derim sevgiler herkese...
1 Ağustos 2011 Pazartesi
iftar sofrası....
bu gün iftara ne pişirecekniz?
ben çok düşündüm(her zamanki gibi) ve bizim bu günkü iftar mönümüz
*terbiyeli tavuk çorbası(biraz önce yaptım)
*maklube(ilk defa denicem umarım başarılı olurum)
*zerde
*salata
sahur içinde krep yapmayı düşünüyorum bakalım uykulu uykulu yapmaya takatim olacakmı?
peki siz bugün iftarda ne pişiriyorsunuz?
ben çok düşündüm(her zamanki gibi) ve bizim bu günkü iftar mönümüz
*terbiyeli tavuk çorbası(biraz önce yaptım)
*maklube(ilk defa denicem umarım başarılı olurum)
*zerde
*salata
sahur içinde krep yapmayı düşünüyorum bakalım uykulu uykulu yapmaya takatim olacakmı?
peki siz bugün iftarda ne pişiriyorsunuz?
hayırlı ramazanlar........
herkese hayırlı ramazanlar,bu ayın bereketi ve bolluğu tüm müslüman aleminin üzerinde olsun
bu arada hala tayin bekliyoruz ne sıkıcı değil mi??????
30 Temmuz 2011 Cumartesi
'BİR ŞEY ANCAK DEĞERİNİ BİLENİN YANINDA KIYMETLİDİR!
" Vaktiyle ergin bir meslek erbabı, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını imtihan etmek ister.Çırağın eline iri bir pırlanta verip:
'Oğlum' der, 'Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.'
Çırak, elindeki pırlantayla bir bakkal dükkanına girer ve 'Şunu alır mısınız?' diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir, sonra: 'Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın' der.
Çırak teşekkür edip çıkar.
Bir manifaturacıya gider.
O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü olarak semerciye gider: 'Buna ne verirsiniz?' diye sorar.
Semerci şöyle bir bakar, 'Bu...' der 'benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.'
Çırak en son olarak kuyumcuya gider.
Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.
'Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?' diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
'Buna kaç lira istiyorsun?'
Çırak sorar: 'Siz ne veriyorsunuz?'
'Ne istiyorsan veririm.'
Çırak, 'Hayır veremem.' diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
'Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.'
Çırak ”emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini' anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.
'Bundan ne anladın?' diye sorar.
Çırağının verdiği cevap çok doğrudur:
'BİR ŞEY ANCAK DEĞERİNİ BİLENİN YANINDA KIYMETLİDİR!'
'Oğlum' der, 'Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.'
Çırak, elindeki pırlantayla bir bakkal dükkanına girer ve 'Şunu alır mısınız?' diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir, sonra: 'Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın' der.
Çırak teşekkür edip çıkar.
Bir manifaturacıya gider.
O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü olarak semerciye gider: 'Buna ne verirsiniz?' diye sorar.
Semerci şöyle bir bakar, 'Bu...' der 'benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.'
Çırak en son olarak kuyumcuya gider.
Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.
'Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?' diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
'Buna kaç lira istiyorsun?'
Çırak sorar: 'Siz ne veriyorsunuz?'
'Ne istiyorsan veririm.'
Çırak, 'Hayır veremem.' diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
'Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.'
Çırak ”emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini' anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.
'Bundan ne anladın?' diye sorar.
Çırağının verdiği cevap çok doğrudur:
'BİR ŞEY ANCAK DEĞERİNİ BİLENİN YANINDA KIYMETLİDİR!'
sahur önerileri.....
başlığa bakıp fikir vereceğimi düşünüp aldanmayın.....
sizden yeni öneriler bekliyorum....
biz genellikle hafif olsun diye kahvaltı yaparız sahurda ama ben her nedense akşama kadar açlıktan ölürüm...
mideme kramplar girer ve çoğu zaman akşama doğru yataklardan zor kalkarım
doyurucu şeyler mi yemek lazım acaba ne yesekte doysak yada daha az acıksak var mı fikri olan...
peki siz neler yaparsınız sahurda vereceğiniz tavsiyeler varsa buyrun....
not:resim alıntıdır....
29 Temmuz 2011 Cuma
ben bayıldım ya siz....!!!
özellikle36.saniyedeki ve sonundaki aaaaa kısmına bittim müzik çok güzel...
dinleeyin
bu arada kadın aşk-ı memnudaki matmazele benzemiyor mu?
arkadaşımın kadınısın
neden ağladığını biliyorum
bana üzgün baktın
seni kollarımın arasına alabilirim
kızarmış gözlerini öpmek için
ama buna hakkım yok
sen arkadaşımın kadınısın
bana üzgün baktın
seni kollarımın arasına alabilirim
kızarmış gözlerini öpmek için
ama buna hakkım yok
sen arkadaşımın kadınısın
neden gitmek istediğini biliyorum
bana yalan söyleyemiyorsun
seni kollarımın arasına alabilirim
ve bu hayattan koparmak
ama buna hakkım yok
sen arkadaşımın kadınısın
bana yalan söyleyemiyorsun
seni kollarımın arasına alabilirim
ve bu hayattan koparmak
ama buna hakkım yok
sen arkadaşımın kadınısın
yüreğimin parçalandığını hissediyorum
aşk ve dostluk
arasında kaldım
neden terk ettiğini biliyorum
o seni sevmeyi bilemedi
ve ben gitmene izin verdim
hayatını araman için
ve benim sadece bir anım var
sen arkdaşımın kadınısın
aşk ve dostluk
arasında kaldım
neden terk ettiğini biliyorum
o seni sevmeyi bilemedi
ve ben gitmene izin verdim
hayatını araman için
ve benim sadece bir anım var
sen arkdaşımın kadınısın
neden şarkı söylemek istediğini
ve bana neden baktığını biliyorum
seni kollarımın arasına alabilirim
çünkü bugün buna hakkım var
sen benim için her zaman
gerçek aşkın yüzüsün
ama biz hiç yaşamayacağız
aynı şarkının içinde
aynı evin içinde
beni anladığını isteridm
seni sevdiğimi
sen yine de benim için arkadaşımın kadınısın,arkadaşımın
ve bana neden baktığını biliyorum
seni kollarımın arasına alabilirim
çünkü bugün buna hakkım var
sen benim için her zaman
gerçek aşkın yüzüsün
ama biz hiç yaşamayacağız
aynı şarkının içinde
aynı evin içinde
beni anladığını isteridm
seni sevdiğimi
sen yine de benim için arkadaşımın kadınısın,arkadaşımın
28 Temmuz 2011 Perşembe
ben gitmek istemiyorum
bu günlerde çok sıkıntılı günler geçiriyorum ama kendi içimde yani kimseyle konuşmak istemiyorum
bu tayin işi beni kötü etkiliyor bizim yerimize gelecekler belli olmuş ama bizim iş muallakta
bu öğleden sonra ya da yarına belli olacakmış
ne saçma değilmi adam gibi yapamadılar bu sene şu tayin işini hem çok geç belli oldu hemde yarım yamalak...
ben gitmek istemiyorum
yeni insanlar, yeni yerler yeni hayatlar.....çok kasvetli
insanı en çok bu belirsizlik korkutuyor
annemi babamı bırakıp gitmek çok zor geliyor..........
çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak istiyorum.........
allahım gitmeyelim ne olur..............
bu tayin işi beni kötü etkiliyor bizim yerimize gelecekler belli olmuş ama bizim iş muallakta
bu öğleden sonra ya da yarına belli olacakmış
ne saçma değilmi adam gibi yapamadılar bu sene şu tayin işini hem çok geç belli oldu hemde yarım yamalak...
ben gitmek istemiyorum
yeni insanlar, yeni yerler yeni hayatlar.....çok kasvetli
insanı en çok bu belirsizlik korkutuyor
annemi babamı bırakıp gitmek çok zor geliyor..........
çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak istiyorum.........
allahım gitmeyelim ne olur..............
24 Temmuz 2011 Pazar
antalyadayım
bir kaç günlüğüne antalyaya geldim merak edenler için.....
çarşambaya dönüyoruz
tayin işi henüz belli olmadığı için biraz dinlenmeye çekildik
en kısa zamanda görüşmek dileğiyle....
ben kaçtım :)
çarşambaya dönüyoruz
tayin işi henüz belli olmadığı için biraz dinlenmeye çekildik
en kısa zamanda görüşmek dileğiyle....
ben kaçtım :)
21 Temmuz 2011 Perşembe
bugün halimiz böyle
bu yazımda bahsettiğim kitabım geçen cuma akşamı elime geçti ama ben tayin olayının verdiği ızdırapla
ne kitap okuyabiliyorum,ne doğru düzgün iş yapabiliyorum,ne de blogumla ilgilenebiliyorum...
offf ne zor bir durummuş ya düşündükçe içimden bişeylerin eridiğini hisseder gibiyim hayırlısı diyip kendimi
teselli etmeye çalışıyorum ama yinede kabullenmek çok zor...
her neyse bu konuyla başınızı şişirmek istemem çünkü böyle giderse ben bu konudan sık sık
bahsedecek gibiyim:)
gelelim kitaba,kitabın henüz 40 lı sayfalarındayım ama bize pek faydalı olacak gibi görünmüyor çünkü benim yaramaz pisim hiç durmadan bal yapmaz arılar gibi etrafımda vızıldıyor karnı tok altı kuru olan çocuğumu anlamakta zorluk çekiyorum aslında anlıyorum ama tek başıma çok zor oluyor hem ev işlerine yetişip,hem öğle yemeğini hazırlayıp hemde onunla uğraşmak beni çileden çıkarmaya yetiyor 15 dakikaya bir gelip onunla oynuyorum ama o daha fazlasını istiyor...oda haklı neticede çocuk ve oyun istiyor evdeki tek arkadaşı da benim ama bende bu evi çevirmek zorundayım evimiz dağınık olsa gelen gidenimiz eksik olmaz,onuda atalım bir kenara eşim öğlenleri yemeğe geliyor hem akşama hem öğlene ayrı ayrı yemek yapmak,bu aradada onunla uğraşmak...
çokmu abartıyorum bilmiyorum ama inanın çok ama çok yorucu...
gelelim bu prima kutusuna bu kutuyu geçen ay fethiyedeki carrefour dan almıştık indirimli fiyatı 31,90dı ve bize 1 ay gitmedi kelimenin tam anlamıyla (çok afedersiniz)hiç durmadan s......yoruz
ay bu bezlerde ne pahalı yaa....
acaba eskiden annelerimiz ne yapıyormuş bezleride ellerinde yıkıyorlarmış annem ne kadar zorlandığını hep anlatır,birde onu yapsak ölürüz heralde ben şahsım adına ölürüm sizi bilmem:)
bu konuda siz ne düşünüyorsunuz???
20 Temmuz 2011 Çarşamba
YUKATA
geçtiğimiz ay serrosenin yaptığı hediye etkinliğine bende katılmıştım ve kazandımmmm....
öncelikle sergül'e bu hediyeyi tatilinde vakit ayırıp yollama fırsatı bulduğu için ayrıca teşekkür ediyorum
daha önce blogdan hiç hediye kazanmamıştım
ve bu hediye sonuçlarını sevgili blog arkadaşım içimdengeldiğigibi bana söylediğinde inanamadım
inanırmısınız sergülün yayınladığı postu tekrar tekrar okudum acaba gerçekten ben miyim diye
özümde çok şansız olmama rağmen bu sefer ben kazandım işte
dün elime geçti
ve karşınızda YUKATA
paketi açarken eşim benden daha heyecanlıydı,
dur öyle açma... dur şurdan şöyle falan...
görseniz tam komediydik oğlanı attık oyuncakların başına biz özenle paketi açtık ve
içindende yukatanın yanı sıra
bu resimde gördüğünüz karışık çikolata çıktı muz, badem, çilek ve karamel dörtlüsünün harika tadı...
sergül, ben ve eşim sana çikolata için ayrıca kocaman teşekkürlerimizi yolluyoruz
dur öyle açma... dur şurdan şöyle falan...
görseniz tam komediydik oğlanı attık oyuncakların başına biz özenle paketi açtık ve
içindende yukatanın yanı sıra
bu resimde gördüğünüz karışık çikolata çıktı muz, badem, çilek ve karamel dörtlüsünün harika tadı...
sergül, ben ve eşim sana çikolata için ayrıca kocaman teşekkürlerimizi yolluyoruz
ve işte buda yukatayı üstümde görmek isteyen blog arkadaşlarım için YUKATA
giyilişi çok zor, defalarca giymeye çalışmama rağmen yinede beceremedim burdan takip ederk giydim
sağolsun eşimde çok yardım etti ve işte yukatalı hülya
umarım doğru olmuştur
giyilişi zorda olsa giyince çok eğlenceli oluyor, ben çok zevk aldım değişik bir duygu yaşadım dün
o paketi almak,o mutluluğu yaşamak,sıradan günlerin içinde insana ekstra mutluluk yaşatıyor...
hediyem için ayrıca teşekkür ediyorum
bu hediyeyi kullanamıcak bile olsam zevkle saklayıp sık sık sergülü hatırlıcam
TEŞEKKÜRLER....
17 Temmuz 2011 Pazar
BİZ ARTIK GİDİYORUZ...
önümüzdeki perşembe gideceğimiz yer belli olacak ve biz artık bu güzel yerden gidicez...
nereyemi gidiyoruz muhtemelen urfa ceylanpınara
burası eşimin ilk görev yeriydi ve bizi çok uzun soluklu bir maraton bekliyor
her 5yılda değişik yerler farklı insanlar...
tam alışmışken ayrılıklar...
ama
eminim hiç bir yerden ayrılmak burası kadar acı olmıcak
annemden babamdan tanıdık herkesten ayrılmak çok zor olacak benim için
bu kez gerçek anlamda evlendiğimi hissedicem
ve bu kez gerçekten gidicem...
ve bu kez gerçekten gidicem...
16 Temmuz 2011 Cumartesi
mimmm
dolunaycım beni mimlemiş...
öncelikle mim için teşekkür ediyorum
Mimin konusu şu ; evde yangın çıksa, evden sadece tek bır esya ,nesne cıkarmanız gerekirse bu ne olur ?
bende bunu naçizane cevaplıyorum...
dolunayında belirttiği gibi ufak bebeğimiz olduğu için öncelik telefonum olurdu.
ama bende şunu itiraf edeyim ki
bunu hep düşünmüşümdür eğer bir deprem ,yada allah korusun yangın gibi bir durumda eşim ve çocuğumun dışında gözlüklerim gelir hep aklıma malumunuz 8 numaralar ve onlar olmadan ben yapamam...
öncelikle mim için teşekkür ediyorum
Mimin konusu şu ; evde yangın çıksa, evden sadece tek bır esya ,nesne cıkarmanız gerekirse bu ne olur ?
bende bunu naçizane cevaplıyorum...
dolunayında belirttiği gibi ufak bebeğimiz olduğu için öncelik telefonum olurdu.
ama bende şunu itiraf edeyim ki
bunu hep düşünmüşümdür eğer bir deprem ,yada allah korusun yangın gibi bir durumda eşim ve çocuğumun dışında gözlüklerim gelir hep aklıma malumunuz 8 numaralar ve onlar olmadan ben yapamam...
bende bu mimi aşağıdaki arkadaşlarıma paslıyorum
asahharaya
15 Temmuz 2011 Cuma
FETHİYEEEE.....
tatile gidemeyenler için fethiyeden bir kaç kare....
gidenler bilir bu kordon boyu çok güzeldir
hani derler ya ''deniz kokusu''
''işte o kokuyu burda iliklerinize kadar hissedersiniz'' diyip sizi resimlerle başbaşa bırakıyorum
bu arada son bişey daha
böyle sakin olduğuna bakmayın pazar sabahı saat 9 civarı olduğu için her yer bomboş
yoksa cıvıl cıvıldır....
bu ilk 3 resmi yan yana düşünün... zaten devamıdır teknelerden anlaşıldığı gibi....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)