17 Şubat 2012 Cuma

anne olmak...








Anne olmak, umut etmek demektir...
Anne olmak, asla vazgeçmemek demektir...
Anne olmak, hesapsızca sevmek demektir...
Anne olmak, sorumluluk demektir...
Anne olmak, sadece kendini düşünmekten ömür boyu vazgeçmek demektir...
Anne olmak, her zaman yapacak işleri olmak demektir...
Anne olmak, dünyanın öbür ucunda da olsa çocuğunun sıkıntısını hissetmek demektir...
Anne olmak, kaç yaşına gelmiş olursa olsun çocuğunun aç olup olmadığından endişelenmek demektir...
Anne olmak, çocuğunu gördüğüne her defasında coşkuyla sevinmek demektir...
Anne olmak, uykusuz geceler demektir...
Anne olmak, sınav kapılarında beklemek, yeniden öğrenci olmak hatta asker olmak demektir...
Anne olmak, hayatı çocuğuyla birlikte yeniden yaşamak ve öğrenmek demektir...
Anne olmak, güçlü ve cesur olmak demektir...
Anne olmak, mutluluk demektir

1 Şubat 2012 Çarşamba

shazili


benim türk kahvesi hastalığımı bilmeyen yoktur,ailem çevredekiler arkadaşlarım ve tabiki blog arkadaşlarım.....
reklamlarda nescafe ve shaziliyi görmüştüm denemek için can attım desem yalan olmaz

geçenlerde eşim alışverişten dönerken beni sevindirmek için markette görmüş ve almış...saolsun


ben bi kaç gün sakladım,dedim şöyle bir keyifli zamanımda içiyim....




ama beklediğim tadı bulamadım...yani klasik türk kahvesi tadı yok...haşlama gibi bir tuhaftı ve daha çok bildiğimiz nescafe tadı var...

ben beğenmedim ve eminim ki benim gibi türk kahvesi sevrlerde aynı fikre sahip olacak...

bir misafir geldiğinde pratik ve bol köpüklü yapamayanlar için ideal ama keyif kahvesi içmek için

pek uygun değil kanımca...en azından ben öyle düşünüyorum

tekrar alırmıyım evet evde misafir için hazırda bulundurum ama kendim tekrar içmem...

ben denedim ve düşüncelerim bunlar...

şimdi sırada nescafenin türk kahvesi var bir de onu denemek istiyorum(tabi bulursam)deneyenler 

paylaşsın artık bizim buralara da seneye falan gelir artık....gelince deneriz   :)

shaziliden memnun kalan varmı aramızda?

31 Ocak 2012 Salı

düzen istiyorum....



çok sıkıldım evimden,mutfağımdan,oturma odamdan....

evimde bir düzen istiyorum ve bu konuda biliiyorum ki çok yeteneksizim...

evleneli 2,5 yılı geçti ama hala bir düzen oluşturamadım...

hani bazı evler vardır,içeri girince sıcacık bir hava karşılar sizi, o eve has mis gibi bir koku yayılmıştır her yere...

ve en önemlisi gözünüzü gezdirdiğiniz her yer,bir düzen,nizam ve anlam veremediğiniz bir softluğa sahiptir,

evdeki eşyalar yeni ve modern  değildir,tarzı klasiktir, ama tuhaf bişey sizi o evden çıkarmak istemez...

aslında düzen o evde yada eşyalarda değil ev sahibesindedir...

elini attığı her yere mislik,tertip katar...

bende öyle olayım istiyorum...evimde lüks eşyalarım,mobilyalarım olmasın,gözüm yok lükslükte falan,

ama o sıcak hava olsun...


hani bir tabir vardır ya ''kutu gibi'' öyle olsun istiyorum...

ama beceremiyorum...

ben daha bir yeri toparlamadan arkamı dönmeme kalmıyor,oğlum alabildiğine saçmış,saçıştırmış...

biliyorum bu bir bahane değil,3-4 çocuğu olup bu havayı yaratan ne hanımlar var...keşke onlardan olabilsem...

her şeyin bir yeri olsun hiç birşey üst üste olmasın,raflar dolaplar ayrı bir düzende olsun...

o olsun...

bu olsun...

olsunda

olsun...

işte

inanın nerden başlanır nasıl yapılır hiç bir fikrim yok....

bu arada

pis değilim altını çizerek belirtmek isterim,her pazartesi temizlik günümdür ve el atmadık yer bırakmam,

hiç durmam gider gelir başka bir işin ucundan tutarım,öyle oturup ya gel yat falan da yapmam...

bu gün kalsın yarına yaparım falan da demem,ama düzenle,dağınıklık arasındaki ince çizgiyi hayatıma oturtamadım...

yanarım yanarım buna yanarım...

insanın aklı nasılsa evi de ortamı da öyle olurmuş derler ya gerçekten öyle...

aklınız dağınık,düşünceleriniz karmaşıksa evinizde öyle oluyor sanırım... valla ben bunu anlıyorum etrafıma bakınca...

keşkelerle de hayat bir yere kadar gidiyor...

mesela çat kapı gelen misafire uyuz olurum,çünkü önce ev toparlansın istiyorum...

benim bu halimi birileri görüncede krize giriyorum,günlerce öyle mi yapsam böylemi yapsam diye konuşup duruyorum kendimle...

tavsiyesi olan varsa buyursun lütfen

30 Ocak 2012 Pazartesi

her derde deva tarçın...



aramızda tarçın seven yada sevmeyen ne durumda bilmiyorum ama,ada çayından sonra ki favorim tarçındır....

geçenlerde bim de görünce mal bulmuşa döndüm ve bayıla bayıla attım sepete her akşam mutlaka 

içmeye çalışıyorum....

sizin için kısa bir dip not olarak ta faydalarını paylaşmak istedim efenim....


umarım faideli olur....


>Tarçın ferahlık verir ve iştah açar.


>El ve ayaklardaki titremeleri ve damar tıkanıklığını önler.


 >Mide rahatsızlıklarına ve karın ağrılarına iyi gelir.


>Bağırsak kurtlarının dökülmesine ve bağırsak iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olur.


>Cinsel isteği arttırır.

>Gaz söktürücüdür.

>Kötü kokuları, öksürüğü ve ishali keser.

>Vücut direncini arttırır. Soğuk algınlığı ve nezleye karşı yararlıdır.

>Kan Şekerini dengeleyen Tarçın, şeker hastaları için çok faydalıdır.

>Adet öncesi gerginliklere iyi gelir.


not: alıntıdır....

28 Ocak 2012 Cumartesi

bu gün burda.....



bugün dışarda böyle bir hava hakimdi,yani akşama doğru demek sanırım daha doğru olur.....


belli belirsiz bir gök kuşağıda çıkmıştı bu resimde biraz görünüyor dikkatli bakınca



işte ceylanpınarda günler böyle geçiyor....

SIKICI

SAKİN 

VE

VE TURUNCULAR İÇİNDE....

27 Ocak 2012 Cuma

oğluşa nevresim diktim...

burdaki yazımda dikiş makinası aldığımı yazmıştım,hatırlayanlar vardır....

aslında çok hevesliyim dikmek için ama kumaş bulamam beni olumsuz yönde fazlasıyla etkiliyor....

ama işe böyle bişeyle başlamakta açıkçası çok iyi oldu......

normalde kursa falan gitmedim....tabi dikişten anlayanlar aman ne var canım düz dikiş diyebilirler ama benim gibi biri için gerçekten çok fazla....

her neyse gelelim olayın gelişme açısına.....resimde gördüğünüz gemili nevresim(ki aslı çarşaftır...)

furkan mertin doğumunda geldi,dalamanda adettir yeni doğum yapana çarşaf gider...

buda baana o zamanlarda gelmişti,aklımda hep nevresim olması vardı yani bir erkek çocuk için en ideali buydu bence

tek kullanıyım desen altı bi ayrı, üstü bi ayrı ben sevmiyorum o şekilde 

bu da böylece şimdiyi kadar bekledi

makinamda gelince ilk iş gidip düz nevresim almak oldu kırmızı ve mavi...aslında bulsam lacivert yapmak istiyordum ama kısmet bunaymış...
 şimdi incelemenizi ve olumlu yada olumsuz yorumlarınızı bekliyorum....

gemili olan nevresimin üstü,sol alt kenar ise iç kısmı



yastığımız....

elimden geldiğince aplike yapmaya çalıştım



yakından görünüm....


nevresim ve çarşafımız....



bu da genel görünüş...

bu nevresimi dikerken,yapmam ve yapmamam gereken bir kaç altın kural öğrendim....

*1 kesme biçme işi mümkünse etrafta çocuk yokkken yapılmalı çünkü benim gibi yamuk bir nevresime sahip olursunuz....

* 2dikilecek kumaş mümkünse dikimden önce mutlak surette yıkanmalı....

ilk dikişten öğrendiklerimle sizlere veda ediyorum umarım beğenirsiniz sevgiler...

25 Ocak 2012 Çarşamba

teşekkürler otuzundan sonra....




son zamanlarda biraz sıkıntılıyım...

allaha şükürler olsun,sağlık sıhatimizde ailecek bir problem yok ama sanırım bu uzaklığın verdiği,kasvet ve

hasret biraz can sıkıntısı yaptı bende...yinede halimize şükür diyorum ama içimdeki kasvet dolu havadan bir türlü sıyrılamıyorum....

aslında bu postu uzun zaman önce yazmam gerekirdi burdan özür dilerim arkadaşım...

resimlerdeki paket taaaaa istanbullardan geldi buldu bizi hemde kocaman bir sevinçle

sevgili arkadaşım otuzundan sonra benim burdaki yazımı okuduktan sonra gönderebileceğini söyleyince walla hiç itiraz etmeden kabul ettim oda saolsun beni kırmayıp kısa bir sürede bu paketi bana yolladı ve beni nasıl mutlu etti bilemezsiniz...


paketi akşam eşim getirdi,oğluşla köşe kapmaca halinde açtık ve resimlemeye çalıştım.....


tabi ki mehmet efendi poşeti...


ve içinden çıkan hediyelerim....

500 gr türk kahvem(üstüne basa basa söylüyorum çünkü kocamandı daha ben kendime bu kadar çok kahve almadım...)

yeni yıl takvimimiz,ve ah gülizar adlı kitap,ki bir insana verilebilecek en güzel hediyelerdendir bir kitap...

son olarak o güzel ve anlamlı not...



belirmeden geçemicem o poşeti açınca odayı nasıl bir kahve kokusu kapladı ve beni nasıl bir mutluluk sardı 

anlatamam,uzun zamandır bu kadar mutlu olmamıştım....

iyiki seni tanımışım arkadaşım,beni ne kadar sevindirdin anlatamam...hala gidip gelip yiyorum :)

bu arada en kısa sürede gülizarıda okucam kitap içinde ayrıca teşekkürler...




ve görmenizi istediğim son resimde bu....

pen paketleri açarken benim kedi bir oraya bir buraya nasıl meraklı görseniz....

benden bu kadar şimdilik  sevgiler herkese....

9 Ocak 2012 Pazartesi

alınacak dersler var daha....

ben böyle sözler gördüğüm,ya da okuduğum zaman,anlıyorum ki daha büyümedim...



büyümek dediğimiz şey her ne ise;benim ona ulaşmam için çoook fırın ekmek tüketmem,uzun yollar katetmem,ve daha çok kazık yemem lazım....

NEDEN Mİ ?

çünkü hala insanları birbirinden ayırt edemiyorum,aynı insandan 40 defa kazık yesemde bir gülüşle affedip dost sanıyorum...

GÜVENİYORUM...

kötü mü ediyorum

evet kötü ediyorum,evet kendime ediyorum,ewet karakterimden ödün veriyorum....

insanların gözünde yeri olmasada yaptıklarımın,yaradanım bilsin diyorum içten içe...o bilsin artıları da 

eksileri de...

edit: yeni bir kazık mı yedim? hayır ama bu sözü her okuduğumda kendimi salak hissediyorum ve buradan da herkese itiraf ediyorum... :)

   * insanları asla bir sınıflandırmaya sokmadım, sokmuyorum,sokanlardan da nefret ediyorum....

   * herkesi olduğu gibi kabul ediyorum....

   *zevk,renk,düşünce,fikir asla sorgulamıyorum...

   *dinliyorum asla eleştirmeden...

   *dedi-kodu,arkadan iş çevirme,ayak kaydırma,yoldan çıkarma gibi bilimum ehemmiyet isteyen konularda hala sınıf tekrarı yapıyorum (ki her seferinde sınıfta kalıyorum)...

   * tüm bunların üstüne yetmezmiş gibi hala üst üste kazıkları dışlanmaları hep ben yiyorum....

yok yok eşim haklı galiba BEN SİYASET YAPMAYI BİLMİYORUM.BECEREMİYORUM....

öğrenirmiyim bilmem ama yediklerim yanıma kar kalır...onu biliyorum....

8 Ocak 2012 Pazar

hadi biraz gülelim


bencede ne kadar hareket o kadar bereket...  :))

7 Ocak 2012 Cumartesi

ana-oğul


küçücük bir anne....ve kocaman bir aslan parçası...

6 Ocak 2012 Cuma

bizden görüntüler....

blogumla fazla ilgilenemiyorum son zamanlarda,ama çok özlüyorum bu ortamı....

oğlumun her anını paylaşmak istiyorum,paylaşıyım ki ilerde ona bir kaç anı kalsın....

bu oğluşumun emnisi,biz emziğe emni diyoruz da....


bim e gelen ürünlerden bol bol nasiblenmeye çalışıyoruz,ne bulsak alıyoruz,iyiki var şu bimler yaaa....


buraya ilk geldiğimde netten sipariş ettiğim aynalarım...evlendim evleneli 3,evimdeyim ve her evimide aynalarla şenlendirdim...seviyorum odada aynaları burdan orjinaline bakabilirsiniz....



bunlarda geçen hafta diasa dan aldığım terliklerim tabiki mor...



daha birikmiş bir ton resim post var,sanırım bu yıl post sıkıntısı çekmicem tabi birde yazacak paylaşacak adam lazım...

bu arada akşam lokalde günümüz var...kalkıp kendime çeki düzen vermem lazım sevgiyle kalın...

4 Ocak 2012 Çarşamba

inekli patik...


birikmiş,beni yaz,beni paylaş diyen,resim ve post o kadar çok ki,bu da onlardan biri,yaklaşık 1 ay önce oğluşa ördüm çokta beğendik...

bakalım sizin yorumlarınız nasıl olacak...

ben daha hamileyken  nette gezindiğimde arabalı patikleri görmüş hele açık mavisine mest olmuştum bayağı sayıkladım oğluma arabalı patik örün,oğluma arabalı patik örün diye ama,hamileliğimin son aylarının bahara gelmesi bana bu düşünceyi unutturdu diğerlerine de gün doğdu...kimse bir daha üstüne uğramadı...

evde el işleriyle uğraşmaktan(kurdeleden güller,takı boncukları bebekler için kapı süsleri gibi...şeylerden)zevk alıyorum,hani bir tabir vardır ya rahatlatıyor diye,gerçekten bende rahatlayan guruptayım...

ama gelin görün ki,şişle yünle bir şeyler örmek,dantel oya vs...yapmak hiç benim tarzım olmadı,çok heveslendim ve laf aramızda her seferinde yarım kalan ipler,yapamadığım modeller derken anladım bana göre değil...

benim yaptığım iş hemen bitmeli,başına bir kaç defa oturup kalkınca sıkılıyorum...ve doğal olarak yarım kalıyor oyüzden çabuk biten ve beni mutlu eden hobiler tercih ediyorum....

bu patiklere gelince,malumunuz buraya yeni geldim ve evde iş bittikten sonra çok boş vaktim oluyor,yerini bildiğim dükkanlarda doğru düzgün patiklik ip yok,başka yerlerde  varsa da ben yerini bilmiyorum...

her neyse efenim arabalı patiklerin yapım aşamalarını ararken inekliyi buldum ve bundan devam ettim

bunlar nakonun vizon'u 




ayrıca ben yapım aşamalarını bu arkadaşımın blogundan takip ederek yaptım...gayette açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmış...talep olursa aşamaları bende fotolayabilirim,yardım isteyen olursa da seve seve yardımcı olurum...

bu arada makinamda ilk dikişimi yaptım

oğluşa nevresim takımı diktim...

fotoları çektim ancak  kart okuyucumuz elimizde olmadığı için paylaşamıyorum...

en kısa sürede paylaşıcam....şimdilik bu kadar, herkese sevgiler

31 Aralık 2011 Cumartesi

ŞEKER GİBİ TATLI,MASAL GİBİ GÜZEL BİR YIL DİLİYORUM HERKESE...

hiç hata yapmayan insan genellikle hiç birşey yapamaz...

2012 yılında hatalarımızın az,ÖNCE SAĞLIK VE MUTLULUĞUN

 DEVAMLI OLMASI DİLEĞİ İLE....










30 Aralık 2011 Cuma

singer promise 1409

bu gün sabahın köründe uyandım,bayram çocukları gibiyim...

neden mi?

bu makina artık benim....



tabi hala kargo da,henüz elime ulaşmış değil ama bu gün kısmet olursa gelicek....

benim çocukluğumdan beri dikiş dikmek, kesmek, biçmek gibi bir hobim vardı....(hatta hiç unutmam lisedeyken 2 defa terziye giden etek boyumdan hiç memnun olmamış oturmuş kendim dikmiştim tabi bunu gibi neler neler var...da neyse başka zamana artık)

kısmet bu güneymiş....

dikiş dikmeyi biliyormuyum? hayır

kesmeyi biçmeyi biliyormuym?kocaman bir HAYIR...

ama içimde kocaman bir istek,heves var.(laf aramızda bir de yan komşum var :)) 

ve inşallah hepsini öğrenicem...

oğluşla ne kadar olur bilmiyorum ama inşallah olur....

biz bu makinayı pazar günü sipariş ettik,ancak buraya kargo pr.tsi,çarşamba ve cuma geliyor o yüzden bu gün inşallah elime geçer...

makinaya gelince çok özelliği olan süper lüks bir makina değil,hatta singer serisinin fiyatı en uygun olanı....

özelliklerine gelince aşağı yukarı diğer makinalarla aynı...

tabi bazı şeylerin eksikliğini öğrendikçe yada kullandıkça hissederim...ve bunu da yazarım burda....

 herşey tamam da benim en büyük sorunum ne biliyormusunuz,burda kumaşçı yok... bu sorunu nasıl çözerim bilmiyorum...inşallah beni idare edecek bir şeyler bulurum

bana şans dileyin... 

sevgiler herkese...

29 Aralık 2011 Perşembe

microdalgada brokoli....

malum mahrumiyetteyiz....

burda öyle ne sebze ne meyve doğru düzgün bulunmuyor.....

geçenlerde marketlerin birinde brokoli buldum (uzun zamandırda salatasını canım çekiyordu laf aramızda...)

görünce hemen attım sepete....

ve

eve gelirgelmez hemen microdalgada pişirdim...

daha önce hiç denememiştim... yan komşum microdalgada çok güzel olduğunu söyleyince attım fırına ohhh 

missss....tadı buharda pişirilmiş gibi oluyor...



bu poşet koroplastın...bilenler bilir...bilmeyenler için söyleyim,içinde istediğiniz herşeyi pişirebiliyorsunuz tavuktan balığa sebzeye kadar...ben pek sevmemiştim önceleri(eşim çok kullanır bunu)ama şimdi vaz geçilmezim oldu...


poşetin üstünde hangi sebzeyi ne kadar pişirmeniz gerektiği yazıyor,zamandan acayip tasarruf ediyorsunuz...

üstelik haşlamada olduğu gibi tadıda değişmiyor şahane anlıcağınız...



önce yıkadım sonra yukardaki torbaya doldurup 6dk pişirdim çıkınca miss gibi brokoliler.... tabi havuçta güzel oluyor ama evde havuç olmadığı için ben sadesini yaptım çok güzel oldu...


brokoli salatamızın yapılışına gelince;

   *brokoli

   *zeytinyağı

   *limon

   *sarımsak

haşlanan yada microdalgada pişirilen brokolilerin üstüne zeytinyağı,limon sarımsak ve tuzla bir sos hazırlayıp dökün, brokolileri hafif harmanlayıp afiyetle yiyebilirsiniz....

afiyet olsun....

27 Aralık 2011 Salı

hayatımız sims....


aramızda simsi bilmeyen yoktur heralde,

ben sims le liseden mezun olduğum yıl tanıştım yani bir 7 yıl önce falan....

ama ben böyle bir oyun görmedim duymadım bilmiyorum....

sims oynarken herşeyi unutuyorum...

öyle mi yapsam böylemi sürekli kafam onunladır...

şuan piyasada3 ü var ben hepsini oynadım....

hatta bu aralar face deki sims e sarmış durumdayım...



gidip gelip onunla uğraşıyorum...aslında çok vakit öldürüyor biliyorum ama kafa dağıtması yetiyor

geçenlerde tv de bir uzmandan dinlemiştim oyun oynamak,beyini başka aktivitelerle meşgul etmek stresten uzak tutuyormuş,,, benim buna ihtiyacım var ve benim gibi hayatı şiddetli stres altında yaşayıp gününü mahveden,pireyi deve yapan herkese tavsiye ediyorum...

ben simsle deşarj oluyorum...

içinden ay ne aptal takılmış çocuk gibi oynuyor falan diyenlerinizde olabilir,saygı duyarım...

işimi gücümü bitirip oturuyorum pc başına,öyle böyle derken bir bakıyorum akşam oluvermiş...

her delinin ayrı bir dağda otu olurmuş...benimkide bu....

oynamak isteyenler olursa seve seve yardımcı olurum...şimdilik bu kadar...

26 Aralık 2011 Pazartesi

takıntılıyım arkadaş....


ister deli diyin, isterseniz zır deli hiçte umrum değil....

ben elimin altında bu 2 kahraman olmadan iş yapamıyorum....

ne yaptığım içime siniyor,

ne temizlediğim gözüme görünüyor....

hele kokularına ölüyorum....


çamaşır mı yıkanacak hemen domestos,lavabolarmı ovulacak biraz ondan biraz ondan bir karışım yapıp başlıyorum ovmaya

hani eskiden balerina mı ne vardı temizk bezi kıvıra kıvıra iş yaprdı reklamlarda

belki hatırlarsınız bazen kendimi onun gibi hissediyorum...

belki inanmazsınız,çok samimi söylüyorum hamileyken aha bu resimdeki cifciğe aşerdim...

sırf kokusu hissdetmek için temizlemediğim yer ovmadığım tencere kalmadı...

teflonlarımın hepsi gazi oldu bunun yüzünden...

biliyorum çok abartıyorum,farkındayım çok zararlı ama bunlar olmadan evin içi boş geliyor...

yaptığımdan bişicik anlamıyorum...

sanırım bağımlısı oldum bu zavallıların...

tabi bir eşimden dinleseniz....her gün sitem her gün sitem

bunlara verdiği paradan bıkmış,bunlara verdiği parayla altına yeni bir araba çekermiş...gibi gibi....daha neler neler...

napıyım bacım pahalı bir hobim var ve ben onlarla mutluyum...

ne olur benim gibiler parmak kaldırsında yalnız hissdetmeyim kendimi...

SİZDE DE VARMI BUNLARDAN?

25 Aralık 2011 Pazar

bunu biliyormusunuz???

söyleyecek söz bulamadım.....

İclal Aydın / Yağmur


ben bu gün bunu dinliyorum......

benim gibi yağmuru ve hüznü yüreğinde hissedenler için olsun....

mutlu pazarlar herkese...


23 Aralık 2011 Cuma

urfanın etrafı olsun başlık....

nerelerdeyim ne yapıyorum diye merak eden arkadaşlarım için.....

ben bu aralar evde takılıyorum yani öyle ki, havalar soğuk ve evimizin tam karşısındaki parka dahi gidemiyoruz,kar yok yağmur yok ama türkiyenin her yeriinde olduğu gibi burada da hava oldukça soğuk,bu arada suriye sınırında olduğumdan sanırım bahsetmemiştim,ewet yanlış duymadınız tam sınırdayız ve her gün daha da karışan durumlar beni çok tedirgin ediyor bazı şeyleri ensenizde hissetmek gerçekten çok tuhaf bir duyguymuş...

buranın halkı oldukça sıcak insanlar...işletmeyi soracak olursanız içerisi birbirinin kuyusunu kazmaya çalışan insanlarla kaynıyor,gerek kadın gerekse erkekler....ne tuhaf insanlar çıkarıyor hayat karşımıza,waalla şaşırmıyorum desem yalan olur ...yok yok ben büyüyemicem....

oğluşuma gelince büyümeye çalışıyor benim ufacık delikanlım.....ama bu aralar,hastalıkla başı dertte yavrumun önce diş(azılarımızı çıkarmya çalışıyoruz) şimdide geçen yılki hastalığı tekrarladı sanırım...BRONŞİT.... ağır balgam var boğazında, doktora götür demeyin sakın sinirim bozuluyor bu lafa kıytırık bir hastane,içinde bir kaç doktor bozuntusu sanırım tıbbı terk edip gelmişler geçenlerde gittik,çocuğun diş sıkıntısı var biliyorum ama sırf içimiz rahatlasın diye gittik birazda ben ısrarcı davrandım keşke gitmesymişim...bir poşet ilaç yazdı ve içinde ne ağrı kesici ne ateş düşürücü ve hatta ishali var falan diyince nidazol adında bağırsak antibiyotiği yazmış düşünebiliyormusunuz....her şey şaka gibi gelişiyor hayatımda.....ve bugün benim sevgi kelebeğim yine hasta evin kaloriferli olması ona hiç yaramadı,sabaha kadar balgamı birikiyor yavrumun boğazında ğöğsü hırıl hırıl....annelik ne tuhaf değilmi ona birşey olduğunda içiniz bir başka yanıyor,o güne kadar farkında olmadığınız, yüreğinizin o farklı köşesi sızlıyor keşke ben hasta olsam diyorsunuz....
her hapşırıkta her öksürükte o köşeden birşeyler kopuyor....
of  anacım offf nasılda zormuş annelik,ben küçükken zatürre olmuşum günlerce başımda beklemiş....anlatırdı da şaka gibi gelirdi bunu bu gece bir kez daha anladım hakkını helal et canım annem....

eşime gelince canım benim yazık oda kendini işinden hiç alamıyor,sabah 7.30 da bi çıkıyor öğlen yemeğe geliyor yarım saatliğine,akşam 6-7 gibi gelip bir yemek yiyip tekrar gidiyor taaki gece 11 12 ye kadar güyaa devlet memuru....devlete de burdan sitem ediyorum lütfen eşimin yanına bir kaç memur diyorum yani...hafta sonu fulltime işte yüzünü göremiyoruz valla urfa bize hiç yaramadı....dalamanı çok özlüyorum...
böyle gidersede hep özlicem....

sevemedim burayı,insanları...menfatine düşkün sadece çıkarlarını gözeten insanları hayatımda istemiyorum ama lanet olsun ki şartlar buna mecbur ediyor,her fırsatta oturup kalkmak zorunda kalıyorsunuz....

onlarada burdan iki çift laf atmak istiyorum müsadenizle....eyyy menfatine düşkün egosu uğruna insanlığını unutmuş insan görünümündeki insanlar,sizden büyük allah var ve bir gün sizde toprak olacaksınız...allaha havale ediyorum hepsini pis gıcıklar,hele grup kurmaya çalışanlara zaten ayrı bir fitilim....o oraya çekmeye çalışıyor o oraya yok bizi çağırmadın yok giderken haber vermedin(bununla ilgili ayrıca bir post yazıcam o terbiyesizler için)kendileri yeme içme oldumu önden önden koşuyorlar dedikodu onlarda,ama bir  tafra bir tafra görmeyin gitsin....istemiyorum bu tarz insanları hayatımda zaten çok da muhattap olmuyorum....herkes şurda ailesinden eşinden dostundan ayrı, gurbetteyiz bir yerde dimi ama...ama yok benim tuhaf insanım hep çıkar hep menfaat,arkadan bir kuyu kazmaca,ağızdan laf almaca...eşime girip çıkıp yalvarıyorum kurum değiştirmesi için dayanamam ben bu uyuzlara bildiğiniz gibi değil...5 yıl geçmez bacılar...ben öyle laf sokmayı,insan ayırmayı,ağızdan laf almayı falan beceremem yani,bilmem halimiz ne olcak...hayırlısı benden bu kadar şimdilik...

edit:arkadaşlar bulunduğumuz yerde biz tamamen merkezden kopuk kendi kurum lojmanlarımızda oturuyoruz,ve bu yaşadıklarım tamamen benim gibi dışardan gelmiş insanların bencillğiyle alakalıdır....
benim bu yöre ve yöre insanıyla hiç bir problemim yok,lütfen yanlış anlaşılıp,farklı  yönlere çekmeyelim,hatta postu dönüp bir kerede daha okuyun....

17 Aralık 2011 Cumartesi

ne pişirsem telaşı....

başlıktan direkt konuya girdim zaten...

bende bu telaş hep mevcut ACABA BUGÜN NE PİŞİRSEM? ve ben bu sorunun cevabını aramaktan da,
bulmaktan da çok yoruldum....

nette gezinirken şu çeşit çeşit yemek yapıp bloga ekleyen hanımları hem kıskanıyorum hem de özeniyorum...

ayol o çeşitleri nerden bulursunuz,ve her gün bıkmadan usanmadan nasıl yemek yaparsınız...

tabi bu aşamalar çok önemli ama ben her gün karar aşamasında ömür tüketiyorum ve hakikaten bunu düşünürken yaşlanıyorum...

allaha şükürler olsun,tek derdimiz tek sıkıntımız bu olsun diye her gün kendimi defalarca telkin ediyorum ancak

bu düşüncede beni içten içe çürütüyor ey blog alemi....

bu konuyla ilgili pek çok kere post yazdım ve böyle giderse de devamı gelecek...

ancak yoruldum yaaa ne ev işi ne temizlik telaşı varsa yoksa yemek...

kurban olayım bir alternatif bir yol gösterin....

her gün çeşit bulup bloglara ekleyen hatunlar acıyın bana ayol....

kıskanmaktan çatladım burda....

tek çeşit yapsan olmaz,sulu yapsan pilav ister,pilav yapsan mideyi ısllatmak için çorba ister babamız sebzeye tövbeli....

isyanlardayım anlayacağınız bu konuyuda kolay kolay aşamayacağım.... hele bir el atında halledelim

sevgicikler yolluyorum herkese

10 Aralık 2011 Cumartesi

ışıl ışıl kartlar....

zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi?

böyle bir cümleyle başlamak istemezdim bu posta ama google'dan yeni yıl araması yaptırınca içimi tuhaf bir hüzün kapladı.... önce şu kartpostallara bakın aşağıda bekliyorum sizi....







eskiden yeni yıl öncesinde insanlar sevdiklerine kartlar yollayıp onları hatırladıklarını ifade ederlerdi...

ama şimdi teknoloji sayesinde değişen her şey gibi bu güzel adette yerini maillere sms lere bıraktı...

ewet teknolojinin gelişmesi çok güzel bir durum,karşıda değilim ama eskiyi özlemiyorum desem hiç de yalan olmaz...

benim ilk okula gittiğim yıllarda aksarayda(bu arada aksaraylıyım hani şu niğde aksaray diye bilineninden)ulu caminin yanında postanenin tam karşısında bir kartpostal satana yaşlı bir amca vardı ben ne zaman okuldan erken çıksam yada evden ne zaman erken çıksam(tabi öğlenciysem)koştur koştur oraya gider kartlara bakardım....

öyle güzellerdi ki ışıl ışıl pulluydu hepsi kardan adamlar,noel babalar,üzerine kar yağmış sevimli dallar hepsi cezbederdi beni...

ilerde param olunca hepsinden alıcam derdim kendi kendime ve arkama baka baka geri dönerdim...

şimdi alacak param var ama o kartlar yok,kartlar olsada alınca mutlu olacak insan yok...

keşke olsalar...keşke ışıl ışıl kartlarla dolu olsa her yer,tıpkı eskisi gibi...

hepsinden alsam...çocukluğumdaki mutluluğu yaşasam...

yada çocuk olsam....

bu post neden böyle oldu bilmiyorum ama eskiyi özledim...

yılbaşıyla ilgili nerde bir yazı,reklam,resim ne görürsem göreyim aklıma hep o ışıl ışıl kartlar geliyor...

aramızda bana eşlik eden varmı?

2 Aralık 2011 Cuma

Madonna - Frozen

size klasik gelebilir ama seviyorum işte hadi kırmayın beni de dinleyin....

aşkım senin için....


27 Kasım 2011 Pazar

urfa


buraya geleli 2 ay olmasına rağmen henüz doğru düzgün gezemedik

bayramdan önce eşimle urfaya gidelim hem gezmiş oluruz hemde alış-veriş yaparız diye karar aldık

çıktık yola....

urfa ceylanpınar arası 2 saati geçiyor,arada viranşehir var....

sabahın köründe yollara düştük vakitlice dönebilmek için ama keşke gitmeseydik diyoruz....

kaybolmadık ama aradığımız hiç birşeyide bulamadık anlayacağınız arkamıza baka baka döndük...

yazık ki erkenden çıktık, yollarda perişan olduk...

yanımıza kar kalan sadece bu resimdeki patlıcan kebabı oldu...

zaten yediğimiz ilk ve son yemek oldu ama neyse...

doğuda ete düşkünlüğün olduğu kesin ama güzel  kebap yapan yerlerin sayısı da sınırlı öyle her yerden yenmiyor.....

buraya ilk gelirken yol üstü bazı yerlere uğradık görseniz içimiz dışımıza çıkmıştı 


buda bizim sütlü muhallebimiz.......

NASIL BÜYÜMÜŞ MÜ?

26 Kasım 2011 Cumartesi

kahve istiyorum.....

bu gördüğünüz kahve kutusu beni bilir bende onu....

anlaşılacağı gibi mehmet efendinin kutusu...

zaten kutuyada hadi gel bakalım mehmet efendi falan der oldum...

gün içerisinde 40 defa ziyaret ederim kendisini.....

ben bir kahve manyağıyım....gelir gider kaşık kaşık kuru kahve yerim....

hele kokusuna bayılırım keşke kahve

 kokan  parfümler olsa... her yer missss gibi taze çekilmiş kahve koksa....

çaydan,koladan meyve suyundan pek hazetmem ama bu kahveye dayanamıyorum....

geçenlerde haberlerde gösterdiler eminönün de kahve dükkanı varmış taze kahve çekip ikram ediyorlarmış,satıyorlarmış falan bayıldım....

keşke yolum düşse oralara da gidip alsam mis gibi koklaya koklaya içsem....

içmekle kalmam kaşık kaşık yerim ama olsun....hatta o dükkanda kalsam...

acaba internetten satış yapıyorlarmı bilen varmı?

ayy yazarken bile ağzım sulandı gidip kendime bir kahve yapıyım en iyisi....

aramızda benim gibi kahve manyağı varmı?

varsa eller havaya .....




23 Kasım 2011 Çarşamba

internet alış-verişi...

bu aralar pek moda olan internet alış-verişi çılğınlığına sonunda bende dahil oldum...

iyi mi oldu yoksa kötü mü orası ayrı bir tartışma konusudur...

ama şikayetçiyimmm...

bayramdan önce clubbondan alışveriş yapmıştım üstelik sadece bende değil yan komşumu da kafalayıp onada yaptırdım tek siparişte birleştirip aldık ürünleri...

hala ortada siparişle ilgili ne msj var ne ileti ne haber....sizin de başınıza geliyormu yada geldimi

acaba güvenilir değilmi diye kurup duruyorum şimdi kafamda...

bu konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın benimle emi.....

bekliyorum hemde merakla....

16 Kasım 2011 Çarşamba

acıyın bana :)

geldim dedim ama bir türlü fırsat bulup şu blogumun başına oturamadım....

ilk önce taşınma telaşı sonrasında internetimizin azizliği ve şimdide eşimin ailesinin burada oluşu beni kısmen olsa engelliyor

ama c.tesiden itibaren burdayım...

blogum ve blog arkadaşlarım sizi çok özledim,bişeyler paylaşmıyorum diye

lütfen beni unutmayın....

urfa maceralarımla ve oğluşumla yine burdayım

17 Ekim 2011 Pazartesi

işte geldim burdayım...:)

uzun bir ayrılıktan sonra herkese kocaman kocaman sevgiler...


sabah sabah kendimi seda sayan gibi hissetttim hani oda programını açarken sevgi saygı ve bilimum şeyler yollar ya öyle...


her neyse beni merak eden blog dostlarım hepinize çok teşekkür ederim  yorumları okuyunca sevinmedim desem yalan olur....


özlenmek merak edilmek sevilmek güzel duygu beeee...


taşındım urfa ceylanpınardayım....


ilk izlenimlerim kötü....kötüydü,ama yavaş yavaş alışıyorum....


uzun zamandır yokum ama aklım hep burda....hayatım çok tuhaf bir şekilde ilerliyor,aslına bakrsanız beklediğim kadar kötü değil,hayat,ceylanpınar ve yaşadığım yer...


ama gelen gideni aratır untmamak lazım...çok iyi yakın,samimi bir komşum var konyalı(hemşerim sayılır kendisi bendeniz aksaraylıyım)


oğluşum artık daha akıllı uslu,artık burda daha çok vakit geçirip başınızı şişiricem haberiniz ola...


tek şikayetim eşim...o çok çalışıyor,çok yoruluyor,işine daha tam alışmış değil içimizde en çok o zorlandı aslında ama zamanla oda inşallah atlatacak...


ayyy çok heycanlıyım yeni sezon gibi oldu :)))))


artık burdayım...


hadi bakalım